Son Haberler

Site Hakkında
Üye Olmak

             




Gönderen Admin, Salı, 15 Nisan 2008 23:27 Yorumlar(0), Hepsini Oku
Site Hakkında
İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulunun İlk ve Tek Sitesi

İstanbul Üniversitesi

Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu'nun

 İlk ve Tek Sitesi

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ Sosyal Bilimler MYO nun 22 yıllık geçmisinden bu yana şimdiye kadar hiç böyle bir öğrencilerin ve mezunlarının bulaşabileceği plaformun(sitenin) olmaması benim aklımda niye ben böyle bir site yapmayayım dedim. Ve siteyi kurdum. Bu site sayesinde yıllarca birbirlerinden haber alamayan,görüşemeyen İstanbul Üniversitesi  Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu mezunlarını buluşturacak.Ve şuan okuyan öğrencilerin buluşma mekanı olacak. 

Yaptığım siteyi inşallah beğenirsiniz. Hertürlü eleştiri,önerilerinizi bekliyorum. Adresim admin@iusbmyo.com ve ilhansarican@hotmail.com

 

Saygı ve sevgilerimle, ilhan SARICAN/2005-08 Yılı İ.Ü.SBMYO Bankacılık Mezunu

 


Gönderen Admin, Cumartesi, 05 Nisan 2008 22:26 Yorumlar(0), Hepsini Oku
 
Forumdaki Son Konular

İşletme Ögrencileri
merhabalar


merhaba arkadaşlar ben işletme 2.sınıf ögrencisiyim konuyu bölümü boş  görünce bişiler yazmak istedim galiba işletme okuyan hiç kimse yok forumda zamanlar olur inş ....

Gönderen z£LaL, Cuma, 26 Eylül 2008 14:51 [ Hepsini Oku ]
Sigortacılık Mezunları
2008 MEZUNLARI =))))


heyyy gençlerrr nerdesinizzzz =)))

Gönderen cimcime, Cumartesi, 19 Temmuz 2008 19:30 [ Hepsini Oku ]
Forum Duyuruları
İÜ. SBMYO PİLAV GÜNÜNE DAVET EDİYOR...


 

 

 

İSTANBUL ÜNİVERSİTESİ

SOSYAL BİLİMLER MESLEK YÜKSEK OKULU

DEĞERLİ MEZUNLARI (1988-2008)


 

 

28 HAZİRAN 2008 CUMARTESİ GÜNÜ

İÜ. SBMYO PİLAV GÜNÜNE DAVET EDİYOR...

YÜKSEK OKULUMUZ BAHÇESİNDE

SİZLERLE BİR ARADA OLMAK İSTİYORUZ !!

12:00 GİRİŞ-KAYIT

13:00 AÇILIŞ KONUŞMALARI

13:30-17:00 CANLI MÜZİK VE İKRAM

Kayıt İçin

 

BİLETLER 10 YTL


Gönderen Admin, Pazar, 22 Haziran 2008 20:25 [ Hepsini Oku ]
Bankacılık Mezunları
İslam Hukuku Profesörü Hayrettin Karaman'dan Katılım Bankaları ve Faiz Makalesi




Katılım bankaları ve faiz

Aşağıda, dikkatli ve hassas bir okuyucumun katılım bankaları konusundaki endişe ve düşüncelerini ele alacağım. Bu konuda daha geniş bilgi elde etmek isteyenlere İz Yayıncılık'tan çıkan "İslam Düşüncesinde Ekonomi, Banka ve Sigorta" isimli kitabımı, aşağıdaki tartışma ile ilgili olarak da bu kitabın "Teori ile uygulama arasındaki farklılıklar" başlıklı kısmını (s.56-65) okumalarını tavsiye ediyorum.

Okuyucum diyor ki;

"...Eğer bu bankaların faaliyetleri, gerek ticari yaklaşımları, gerek cari mevzuattan kaynaklanan sebepler ile İslam fıkhına göre tam manada faizsiz değilse; bu bankalara faizsiz bankacılık yapıyorlar demek, önemli mahzurlar taşımaz mı?"

Helal olana haram demek de, haram olana helal demek de sakıncalıdır, yasaktır, caiz değildir. Eğer bu bankalar "faizsiz yapıyoruz" dedikleri halde faizli yapıyorlarsa elbette onlara "faizsiz" ve "İslâmî" demek yalan olur. Ama katılım bankaları kesin olarak faizli kredi vermiyorlar ve mevzûat gereği diğer bankalar gibi doğrudan faizli kredi veremezler. Diğer -caiz ve meşru olan- banka hizmetleri dışında ana iştiğal konuları "ortaklık, kiralama ve peşin alıp vade farkıyla satma"dan ibarettir. Bu sebeple mezkür bankalara "Katılım Bankası" denmiştir ve manası "Kâr ve zarara katılım" demektir.

"Dünya finans sisteminin faiz üzerine kurulmuş olması, finansal hizmet veren kurumların bu sisteme entegre olma mecburiyeti sebebiyle bir zorunluluk hali söz konusu olabilir. Zorunluluk hali ile İslami sınırlar içerisinde kalan kurumların, bu halleri ile İslami olduklarını kabul etmek; kamil manada İslami bir finans sistemi arayışlarını bizatihi engellemez mi?"

Bu engelleme durumu İslami şuurun korunması ve buna yönelik eğitimin etkili ve kesintisiz olarak devam ettirilmesine bağlıdır. İçinde bulunduğunuz durumun İslam'a aykırı olduğunu bilir, bundan rahatsızlık duyar, buna alışmaz ve iyileştirmek için çaba gösterirseniz, zorunluluk yüzünden açılan ruhsat kapıları normal ve ideal düzene geçişi ve buna yönelik arayışı engellemez, aksine kamçılar.

"Eğer böyle bir zorunluluk hali varsa, bankacılık ve finans işlemlerinin, mevcut faizli sistem içinde hangi sınırlar ve kurallar içinde yapılmasının daha uygun olacağını tarif etmek, doğru olmaz mı?"

Elimizde iki banka çeşidi var. Birisi açıkça faizcilik yapıyor. Diğeri ise -bazı durumlarda zorunluluk yüzünden yaklaşsa da- genel olarak bundan uzak durmaya çalışıyor. Kesin olarak haramdan, kesin olarak helal ve ideal olana birden geçemiyorsanız, ideale en yakın olanı tercih etmek var iken haram olana niçin dönesiniz? Faizci bankalarla, zaruret dışında işlem yapılamaz. Zaruret halinde ne yapılacağını da zaten anlatıp duruyoruz.

"Faizsiz olduğu iddia edilen bankaların sundukları finansal hizmetler ile; Cenab-ı Allah'ın, faizi haram kılmakla emrettiği, ekonomik sistem değişikliği sağlanmış oluyor mu?"

Faizsiz bankalar ağırlığı ortaklığa verirlerse "emredilen ekonomik sistem"in önemli bir bölümü gerçekleşmiş olur. Bu bankalar potansiyel ve ilgili mevzûat bakımlarından buna müsait durumdadırlar. Engel "toplum ahlakındaki arızalardan" geliyor. Ortaklık ahlakına, kul hakkına, emanet duygusuna sahip olmayan veya bu konularda gevşek olan insanlarla -islami kurallara göre- ortaklık yaptığınızda sermayeyi kediye yüklemiş oluyorsunuz. Bu denendi ve böyle oldu. Çare ahlak eğitimidir. Ama genel olarak İslam'ın "rahmet ve şefkati de içeren" ekonomik sisteminin gerçekleşmesini sağlamıyor diye meşru olan işlemlerden vaz geçilemez.

(Devam edilecek).

25.04.2008


Devamı

Katılım Bankaları ve faiz (2)

"Parasını hiçbir nam altında nemalanmadan tutmak ve finansman temini için hiç bir nam altında faiz ödememek zorunda olan insanlar bir araya geldiklerinde; İslami ve daha doğru bir takım yöntem ve işler bulmazlar mı? Sat Yap inşaat yönteminde olduğu gibi, diğer üretim alanları için de benzer modeller geliştirmezler mi? Acaba Allah'ın faizi haram kılmasının hikmetine daha yakın olan bu olabilir mi?"

Ekonomi hayatında bankanın yerini başka bir kurum tutamaz, ancak bankanın faizci olması şart değildir. Bu sebeple "İslâmî veya faizsiz" sıfatları eklenen bir banka icadı için 1940'lı yıllardan bu yana çalışılmış, ilk deneme altmışlı yılların başlarında Mısır'da yapılmış, sonra 1975 yılında İslam Kalkınma Bankası açılmış ve uygulamalar genişleyerek devam etmiştir. Doğru olan katılım bankalarını ortadan kaldırmak değildir, bu bankaların faizsiz çalışmalarını kolaylaştıracak düzenlemeler yapmaktır. Bu arada İslam ekonomisinin yaygınlaşarak işlemesini sağlayacak başka araçlar ve kuruluşlar üzerinde çalışmanın da yolu açıktır.

"Mevduat toplamak üzere diğer bankalar ile rekabet etmek zorundalar. Yani dönemsel olarak dağıtıp açıkladıkları kar payı oranlarının, cari mevduat faizi oranı ile rekabet edebilir olması gerekiyor. Cari faiz oranları çok büyük ve derinliği olan piyasalarda belirlendiğinden dolayı, pratikte faizsiz bankacılık yapan bankalar, sundukları hizmetlerin fiyatını, dönem sonunda cari faize denk getirecek şekilde belirliyorlar. Hatta bir miktar da temkin payı ilave ediliyor."

Bir şahıs bakkallık, diğeri de tefecilik yapsa ve bakkal meşru (piyasa şartlarına uygun, raic) kârını yüzde yirmi yapsa, tefeci de parayı yüzde yirmi faizle verse ve sonunda her ikisi eşit kâr sağlasa -meşru muamelenin kârı ile haram olan faizin miktarı- eşit oldu diye kâra haram mı diyeceğiz!

"Faizsiz bankacılık yaptıklarını iddia eden kurumlar da bütün bankalar gibi, kredi kartı, tüketici kredisi, konut kredisi, otomobil kredisi vs veriyorlar. Şu farkla ki; faiz oranından değil, fiyat oranından bahsediyorlar. Ödemeler düzenli yapıldığında, diğer bankalar ile arada fark bulunmuyor. Ancak geri ödemenizi yapamadığınızda, diğer bankalardan farklı olarak; kredinin türüne göre değişen kısa bir süre herhangi bir faiz uygulamadan bekliyorlar. Belirlenen süre aşıldığında yine vade farkı (cari gecikme faizi oranı + temkin payı ile belirlenen) uygulanıyor."

Katılım bankaları faizli kredi vermezler. Müşterinin almak veya kiralamak istediği malı kendileri alır ve müşteriye vade farkı ile satarlar veya kiraya verirler.

Mal vadeli (malın teslimi bir müddet sonra) olursa "selem" işlemi gerçekleşir ve mal daha ucuza verilir, para vadeli olursa "vade farklı satım" gerçekleşir ve mal pahalı olur. Bu iki işlem asırlardan beri vardır ve caiz olduğu kabul edilmiştir.

Vadeli satım işleminde vade geldiği halde -ödeme gücü bulunan borçlu tarafından- ödeme yapılmazsa bankaya ve buraya para yatıranlara haksızlık edilmiş olur. Faiz haram olduğu gibi borcu zamanında ödememek de haramdır, zulümdür. Ayrıca vadesi geçmiş borçlar ödenirken enflasyon farkının da ödenmesi gerekir, eğer bu ödenmezse borç eksik ödenmiş olur.

Katılım bankalarının önemli bir problemi "vadesi geçmiş alacaklara ek ödeme uygulama yasağı" olmuştur. Bunun için çeşitli çareler aranmış, enflasyon farkı, altın ve dövize endeksleme gibi çareler işe yaramamıştır. Bugün çoğunun uyguladığı iki formül vardır: 1. Daha başta akdi yaparken belli bir vadeyi kesinleştirmeyip vadeli satım listesi üzerinde anlaşmak ve fiilen ödeme zamanındaki vade farkını "akdin gereği olarak" uygulamak. 2. Ödemenin yapılmadığı dönemde kurumun ne kazandığı kesin ve sabit (böylece uğranan zarar da sabit) olduğundan bu zararın tazmin yoluyla tahsili.

"Büyük miktarlardaki mevduatları yatıracağınızı söylediğinde, faizsiz banka müdürleri ile kar payı pazarlığı yapıldığı söyleniyor. Buradaki söyleniyor lafını tamamen söylenti olarak almayın lütfen sadece size ispat edemem."

Bankaya para yatıran her müşteri kurum ile ortaklık (mudârebe akdi) kuruyor demektir. Kâr ve zararda ortaklık akdinde zarar sermaye oranına, kâr ise anlaşmaya göre belirlenir. Çok para yatıran müşteriye, daha baştan anlaşarak, elde edilecek kârdan daha fazla oranda pay ayrılmasına bir engel yoktur.

27.04.2008


Gönderen Admin, Perşembe, 05 Haziran 2008 01:14 [ Hepsini Oku ]
Bankacılık Mezunları
Nedir bu Faiz Dışı Fazla !!!!!!(Faiz Dışı Fazla Nedir?)


Devletin 100 TL geliri olsun. 140 TL de gideri. Bu giderini de detaylı verelim. Devletin maaş ödemeleri, genel giderleri ve yatırım giderleri 90 TL olsun. Faiz giderleri de 50 TL olsun. Toplam gider unutmayalım 140 TL idi, 50 faiz, 90 diğer giderler. Yani kırk açığımız var.

Şimdi 50 faiz giderini çıkartalım. Yani geçmişte alınmış borcun faiz yükünü göz önüne almayalım. Bu durumda faiz çıktıktan sonra giderler 90 ve gelirler 100 olduğu için faiz hariç fazla verirdik, bu fazla da faizin bir kısmını (sadece 10 kadarını) ödeme gücümüz olduğunu gösterir, ama hepsini ödememize yetmezdi, yani kırk açık kadar borcumuzu arttırmak zorunda kalırdık. Şimdi açık vermeyecek isek, gelirleri arttırmak, faiz dışı giderleri de düşürmek zorundayız, çünkü borç faizini bir kere baştan kabullenmişiz. Yani yapmamız gereken faiz dışı fazla rakamını yükseltmek, faiz yükünü de azaltmak.

Faiz dışı fazla harcamaları kısıp gelirleri arttırarak büyür, faiz düşmesi ise güven veren ve edepli bir programın uygulanmasına bağlıdır. Faiz dışı fazla da 2002 sonunda olduğu gibi planlanandan az olursa ve faiz giderlerimiz de düşünülenden fazla olursa, işlerimiz kötüye gidiyor, borcumuz artıyor demektir. O zaman Tanrı Türkü korusun!

DENİZ GÖKÇE
Akşam Gazetesi
2003 02 15

Deniz Gökçe Resimi

Gönderen Admin, Perşembe, 05 Haziran 2008 01:12 [ Hepsini Oku ]
 


MKPortal M1.1.2b ©2003-2007 mkportal.it
Bu safya 0.42692 saniyede 23 sorguyla oluşturuldu

Tema Dizayn Site Web Master ILHAN SARICAN